27 Haziran 2026 Cumartesi
Kasım, Washington’da imzalanan anlaşmaya yönelik ilk değerlendirmesini yaptı.
Lübnanlı yetkililerin bir başarı olarak gördükleri anlaşmayı “aşağılayıcı ve yok hükmünde” kabul ettiklerini söyleyen Kasım, anlaşmanın bir “yüz karası” ve “egemenlikten taviz vermek” anlamına geldiğini vurguladı.
İsrail’in İran-ABD mutabakat zaptı uyarınca Lübnan‘dan çekilmesini talep eden Kasım, İsrail’in çekilmesini Lübnan genelindeki direnişin silahsızlandırılmasına bağlamanın, tüm kırmızı çizgileri aşan ve Lübnan’ı düşman İsrail’in elinde bir piyon haline getiren çok tehlikeli bir öneri olduğunu belirtti.
Anlaşmanın yapıldığına dair açıklamaların ardından başkent Beyrut’ta, Hizbullah destekçilerince lastik yakılarak yolların kapatıldığı protestolar düzenlendi.
ABD ile İran arasında İsviçre’de yapılan müzakerelerde, Lübnan’da ateşkesi izlemek için yeni bir mekanizma kurulacağı ve İran’ın bu mekanizmaya temsilci göndereceği bilgisine yer verilmişti.
Washington’da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise dün akşam Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.
Washington yönetiminin, bir süredir İsrail ve Lübnan yönetimi arasında devam eden arabuluculuk girişimlerinin ardından imzalanan çerçeve anlaşmasının, sahadaki askeri gerilimi kontrol altına almayı hedeflediği belirtiliyor.
Kaynak: Haberler.com
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklife ilişkin basın toplantısı düzenledi. Güler, toplam 17 maddeden oluşan kanun teklifi ile temel olarak TSK personelinin özlük haklarını iyileştirmeyi, kurumsal işleyişteki yasal boşlukları gidermeyi ve en önemlisi de milli güvenlikteki eksiklikleri gidermeyi hedeflediklerini belirtti. Güler, “Teklifle, 7 hizmet yılını doldurarak ayrılan sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırıyoruz. Mevcut uygulamadaki verimsizlikleri ortadan kaldırmak adına infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına yapılacak alımlarda yüzde 10 kontenjan ayrılması zorunluluğu getiriyoruz. Bu şekliyle 7 yıllık görev süresini tamamlamış olan sözleşmeli er ve erbaşlar bu alanlarda yetişmiş bir personel olarak, askeri disiplin içerisinde sportif, fiziki gelişmişliği ve uzmanlığı ile beraber bu kadrolarda çok daha faydalı olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Teklifle terör örgütleriyle mücadelede idari istikrar ve güvenlik teminatı sağlamayı hedeflediklerini belirten Güler, “Kritik görevlerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı, jandarma, sahil güvenlik, emniyet, MİT personeli ile askeri ve kolluk öğrencileri ve bunların adayları hakkında terör iltisakı nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davalarda ‘göreve iade’ yönünde verilen mahkeme kararlarının uygulanması için nihai kararlarının kesinleşmesi şartını getiriyoruz. Kritik görev icra eden bu alanlardaki güvenlik risklerini bertaraf etmek ve idari istikrarı korumak adına bu adımı elzem görüyoruz. Kararın kesinleşmesi sonrasında göreve iade edilen personelin özlük hakları, geriye dönük olarak hak kaybı yaşanmayacak şekilde ödeneceğinden hiçbir mağduriyete de sebebiyet verilmeyecek” dedi.
Güler, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları doğrultusunda uzman erbaşların özlük haklarında kanunilik ilkesini tam manasıyla oluşturmak istediklerini söyleyerek, “Sicil yılı kapsamını, notlandırma esaslarını ve astsubaylığa geçiş şartlarını doğrudan kanunlaştırarak hukuk güvenliğini sağlıyoruz. Ayrıca, ‘Asker Alma Kanunu’ kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulan vatandaşlarımızın da uzman erbaşlığa başvurabilmelerinin önünü açıyoruz. Diğer bir maddeyle; zor şartlarda görev yapan denizaltı personeline destek sağlıyoruz. Zor şartlar altında çalışan denizaltı personelimizi her daim göreve ve savaşa hazır tutmak gayesiyle özellikle dar ve kısıtlı alanda, sıcak yatak usulü ile zorlu görevler icra eden personele, daimi konuşlu bulundukları limanlar dışındaki yurt içi limanlarda da gemilerde konaklama imkanı sağlıyoruz” diye konuştu.
‘ASKERİ MAHAL KAPSAMINI GENİŞLETİYORUZ’
Güler, teklif ile birlikte eğitim faaliyetlerinin devamlılığını sağlamak adına Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki eğitim ve öğretim kurumlarında ders veren emekli subay ve astsubaylar ile öğretim elemanlarına ek ders ücreti uygulamasının 2029-2030 eğitim-öğretim dönemine kadar uzatılacağını ifade etti. Güler, “Diğer bir maddede ise askeri mahal kapsamını genişletiyoruz. Vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinde resmen askeri mahal kapsamına dahil ederek uygulamada yaşanabilecek idari ve hukuki tereddütleri ortadan kaldırıyoruz. Yasal boşlukların giderilmesi adına AYM’nin iptal ettiği bazı kararları da yükümlülük süresini tamamlamadan ilişiği kesilen veya istifa eden tabip ve diş hekimi subayların durumlarını kamu düzenini sağlanması amacıyla orantılılık, ölçülülük ilkesini koruyarak öğrenim süresini, yükümlülük süresi itibarıyla gün hesabı ile yeniden düzenliyoruz. Yine geçmiş yıllarda maalesef askeri güvenlik bölgesi, askeri sahalarda kamulaştırmasız el atma davalarından kaynaklanan yasal boşluklar ve mülkiyet hakkı konusunda AYM’nin iptal ettiği bazı yerler vardı. Kamu yararı dengesini koruyarak ‘Kamulaştırma Kanuna’ eklediğimiz maddeyle bu durumu netleştiriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
‘SÜRESİZ NAFAKA 12’NCİ YARGI PAKETİNDE MÜMKÜN DEĞİL’
Kamuoyunda 12’nci Yargı Paketi olarak nitelendirilen teklif ile ilgili hazırlıkların sürdüğünü ve toplam 24 ya da 25 maddeden oluşabileceğini dile getiren Güler, şöyle devam etti:
“En son AYM’nin iptal ettiği süresiz nafaka kararı henüz gerekçeli olarak Resmi Gazete’de yayımlanmadı. Gerekçeli kararın yayımlanmasının ardından gerekçeye uygun olarak kanun maddemizi hazırlarız ve TBMM’ye sunarız. Tabii buradaki esas amacımız taraflar arasında boşanma neticesinde mahkemeye dair iki nafaka kararı veriliyor. Bir tanesi taraflardan birinin yoksullaşması nedeniyle ‘yoksulluk nafakası’ diğeri de eğer çocuklar var ise, ‘İştirak nafakası.’ AYM’nin bunu değerlendirme biçimine göre bunu gündemimize alacağız. Ancak hazırlıkları süren yargı paketinde yer alması mümkün değil çünkü gerekçe yok. Zaten 9 aylık bir süremiz var, makul ve uygun olan bir teklifi hazırlarız.”
Güler, pakette yargılamaların makul sürede tamamlanması, adil yargılanma hakkı, savunma hakkının güçlenmesine yönelik bir düzenleme olacağını söyledi.
Kaynnak: Hürrriyet
TBMM, Özgür Özel’in yarın yapacağı grup toplantısına onay verdi.
TBMM Başkanlığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Meclis grup toplantısıyla ilgili yaşanan tartışmalara son noktayı koydu. CHP’nin TBMM’deki grup toplantısının tarihine kendisinin karar vereceğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu ile mutlak butlan kararının ardından TBMM’de CHP Grup Başkanı seçilen Özgür Özel’in başvurularını değerlendiren TBMM Başkanlığı, Özgür Özel’in grup toplantısının yapılmasına resmi olarak izin verdi.
Alınan kararın ardından CHP’nin toplantısı, TBMM’nin resmi internet sitesindeki haftalık programa eklendi. Buna göre CHP Meclis Grup Toplantısı, yarın saat 13.30’da TBMM Büyük Grup Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Öte yandan CHP Meclis Grubu, yarınki TBMM Grup Toplantısı’nın sorunsuz bir şekilde yapılabilmesi adına Meclis Başkanlığı’na resmi bir başvuru yazısı iletmişti. Söz konusu başvuruda, “CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı ve Grup Başkanı Özgür Özel’in saat 13.30’da kürsüye çıkarak milletvekillerine hitap edeceği” vurgulanmıştı.
Kaynak: Haberler.com
YÖK’ten yapılan açıklamada, 25 Mayıs tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile “21 Mayıs tarihli İstanbul Bilgi Üniversitesi eğitim faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın” yürürlükten kaldırıldığı anımsatıldı.
Konuyla ilgili kayyım heyetinin raporu ve YÖK’ün değerlendirmesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edildiği aktarılan açıklamada, üniversitenin mali, idari ve kurumsal yapısına ilişkin sürecin yakından takip edilerek kapsamlı bir değerlendirme yapıldığı aktarıldı.
Açıklamada, “Cumhurbaşkanımızın, gençlerimizin ve ailelerinin beklentilerine ilişkin güçlü hassasiyeti doğrultusunda kamu yararı, yükseköğretim sistemimizin istikrarı ve hiçbir öğrencimizin mağduriyet yaşamaması için sürecin yeniden ele alınmasına ve üniversitenin eğitim öğretim faaliyetlerine kesintisiz şekilde devam etmesine karar verildi” ifadeleri kullanıldı.
Cumhurbaşkanlığınca, İstanbul Bilgi Üniversitesinin mali yapısının koruma altına alındığına işaret edilen açıklamada, başta 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu olmak üzere her türlü mevzuata tam uygunluk sağlandığı ve üniversitede halihazırda 22 bin öğrenci, 1100 akademik ve idari personel, 1000 kısmi zamanlı akademik personel, stajyer ve çalışan öğrenci bulunduğu bilgisine yer verildi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“İlk süreç, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken hukuki bir işlemdi. Ancak sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamasına izin vermemiş, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir.”
Kaynak: TRT Haber
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel’in TBMM’ye yaptığı yürüyüşte çıkan olaylara ilişkin soruşturma başlattı.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin CHP kurultayı hakkında verdiği “mutlak butlan” kararının ardından, Özgür Özel ve beraberindeki destekçileri CHP Genel Merkezi’nden ayrılarak TBMM’ye doğru yürüyüşe geçti.
Sağanak yağmur altında gerçekleşen yürüyüş boyunca polis barikatları nedeniyle gerginlik tırmanırken, kalabalık ile güvenlik güçleri arasında defalarca arbede yaşandı.
TBMM önünde kalabalığa seslenen Özel, karara tepki göstererek mücadeleye mecliste ve meydanlarda devam edeceklerini vurguladı.
Yaşanan olayların ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüyüş esnasında çıkan arbedelerle geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Soruşturma gerekçesinin, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasına muhalefet, görevli memura direnme, kasten yaralama olduğu belirtildi.
Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, “24 Mayıs 2026 tarihinde CHP Genel Merkezinde başlayıp devam olaylara ilişkin olarak, izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapanlardan taşkınlık çıkaranlar hakkında ‘2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasına muhalefet’, kolluk güçlerine yönelik şiddet içeren eylemlerde bulunan kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 265’inci maddesi kapsamında ‘Görevli memura direnme’, parti binası yakınlarında yol üzerinde bulunan vatandaşların üzerine araba süren ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet veren, görüntüleri de sosyal medyaya yansıyan eylem nedeniyle TCK 86’ncı maddesi kapsamında ‘kasten yaralama’ suçundan soruşturma başlatılmıştır” denildi.
Kaynak: Sondakika.com
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.